Antakya (Antiochia) Hatay

"Eski Evler Serisi" için ne zamandır tasarladığım Hatay gezisine ilk önce uçakla gitmeyi düşünüyordum ama Antakyalı dostlar ile birlikte karayolundan gitmeye karar verdik.
Rotamızı, manzara seyrederek gitmek üzere sahilden planladık. Antalya - Antakya yaklaşık 11-15 saat sürecekti bu nedenle "Taşucu" ndaki Tantuni + Etli Ekmek lezzet durağından sonra, daha önce gezdiğim "NarlıKuyu" ya kadar geldik ve bir nostalji molası verdik.

NARLIKUYU (Porto Calamie)
Narlıkuyu nun tepelerinde yer alan "Cennet Çöküğü" ndeki yeraltı deresinden gelen tatlı su, denizi buz gibi soğuk yapar ama siz soğuk denizden hoşlanmazsanız hemen yanındaki "Akyar Koyu" na gidebilirsiniz. Sahilindeki beyaz travertenler nedeniyle buraya "Akdenizin Pamukkalesi" de denir.


Narlıkuyu da R&B (özellikle Lagos Balığı) yapılır ama yola devam edeceğimizden sadece çay ile manzaranın keyfini çıkardık.


Buralara gelirseniz ve özellikle 452 basamak merdiveni göze alıyorsanız Cennet e gidin.
Tık nefes çıktığınızda Cehennem daha iyiymiş diyebilirsiniz.
Astım veya Dilek Mağarasını da görmeden geçmeyin derim.

KIZKALESİ
Narlı Kuyu dan sonra Erdemli'ye 23, Mersin'e 60 km mesafe kalmıştı. Mola verdik.
EFSANESİ:
Bir kahin Korikos Kralına kızının bir yılan tarafından öldürüleceğini söyler.
Kral da kızını korumak için adaya ak taşlardan bir kale yaptırıp oraya kapatır.
Ama günün birinde saraydan adaya gönderilen üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokar ve öldürür.
Ne tesadüf, İstanbul Kız Kulesi de benzer bir efsaneye maruz kalmış.

Bu yörede gezilecek diğer yerler


HATAY
Hiç durmadan Hatay'a gece yarısı vardık. Misafirperver Hataylı dostlarda 1 gece konaklamadan sonra "Mozaik Otel" e yerleştim.

Otelin tam altında Hatay Yemeklerinin tümünü tadabileceğiniz "Sultan Sofrası" ve manzarası.




Asi Nehri (Orontes) nin ikiye böldüğü merkezde, eski "Hatay Devlet Meclisi" Kültür Merkezi olarak restore edilmiş.


ESKİ ANTAKYA EVLERİ
Fotoğraf serisine devam etmek üzere neredeyse bütün eski sokakları dolaştım.
















  

CAMİLER ve KİLİSELER
Habib-i Neccar Camii
Bir başka rivayete göre de İsa'nın Havarilerine ilk inanan Habib-i Neccar ın başı, Silpiyus Dağı'nda kesilir.
Bedenden ayrılan baş, yuvarlanarak bugün cami ve türbesi bulunan yere gelir.
(Bedeni şehit edildiği mağarada, başı ise camideki türbededir derler)






Saint Pierre Kilisesi (Cave Church of St. Peter)



Ulu Camii
16. Yüzyılda yapılmış olup çok zarar gördüğünden 1987 yılında yıkılarak aynı tarzda yeniden yapılmıştır.



Mahremiye Camii
Medreseli cami avlusuna "Uzunçarşı" dan bir tünelle geçilir. Ahşap çatı ortadaki üç kemer üzerine oturmuştur.
Mihrabın iki yanında kendi ekseni etrafında döndürülebilen iki taş sütüncesi bölgedeki tek örnektir.


Ortodoks Kilisesi (St. Petrus & St. Pavlus)



Medeniyetler Mozaiği
Katolik Kilisesi ile Sarımiye Camii adeta sırt sırta vermiş durumda.






Uzun Çarşı
Hatay a geldiğinizde mutlaka içinden geçeceğiniz çarşıdır. Yöreye özgü baharat, peynir, zeytinyağı ve organik bitkileri burada bulabilirsiniz.



UzunÇarşı içindeki "Saka Hamamı" sanki kaderine terkedilmiş, restorasyon bekliyor.



Çarşı o kadar renkli ki, civcivlere bile bulaşmış.


Atölyede çok sıkı çalışma, çıraklar "Abi ! Bizi de çeksene" modunda.


Neredeyse unuttuğumuz şerbetçi, dar ve sıcak sokaklarda serinlik sunuyor sizlere.



HARBİYE (Daphne / Defne)
Şehir merkezine 7, Suriye hududuna 55 km. uzaklıkta olan Harbiye 1939 yılında kurulmuş bir beldedir.
El tezgahlarında üretilen İpekçilik, Örmecilik ve Heykelcilik burada çok ileri durumdadır.
Yörenin Defne Sabunu ve Defne Yağı da çok meşhurdur.

Efsanenin geçtiği yer olan bugünkü Harbiye’de Defne’nin gözyaşlarının şelaleler meydana getirdiği rivayet edilmektedir.


Kanadınız kırık olabilir, yeterki Kalbiniz kırılmasın !!



Harbiye nin görevlisi Arif Sağ'a benziyor gibi.


Çok sulu bir yerde Rakıyı susuz içmek, bir taraftan sohbet etmek, bir taraftan da ördek ve balıkları pide ile beslemek çok keyifliydi.

Ayrıca köylüden aldığımız "Dut" un lezzetini de hiç unutmayacağım.

SAMANDAĞ
Vakıflı ve Hıdırbey üzerinden Çevlik'e..

Vakıflı
Kimyasal Gübre kullanılmayan ve tamamen Organik Tarım yapılan bir köy.
Türkiyedeki tek Ermeni Köyü ve aktif haldeki 3 kiliseden biri.



Hıdırbey
Hz. Musa Ağacı, köyün merkezinde heybeti ile bizi karşılıyor.






2-3000 yıllık olduğu ve Ab-ı Hayat (Ölümsüzlük Suyu) sayesinde asa'nın yeşerdiğine dair efsaneler de çevrede anlatılıyor.

ÇEVLİK (Seleukeia Pieria)
M.Ö. 300 yıllarında Seleukos Nikator tarafından kurulan ve kurucusunun adı ile anılan şehirdir.




Titus (Vespasianus) Tüneli
Dağdan gelen derelerin ağzındaki iç limanı sellerin doldurması tehlikesine karşı İmparator Vespasianus zamanında dağ delinerek bir tünel açılması kararlaştırıldı. Tünel, oğlu Titus zamanında tamamlandı ve derenin önü bir duvarla kapatılarak sel suları bu tünel vasıtası ile uzaklara akıtıldı , böylece limanın dolması engellenmiş oldu.

Deniz kenarında bir yorgunluk kahvesi içip enerji depoladıktan sonra yürüyüşe başladık.
İri taşlar yüzünden tüneli yürümek yorucu ve epey zor, ayağınızı burkabilirsiniz.
Spor veya dağ ayakkabısı ile bölgeyi dolaşmanızı ve yanınıza su almanızı öneririm.







Beşikli Mağara (Kaya Mezarı)
Bu Nekropol tamamen kayadan oyularak yapılmış.







Bu güleç yüzlü, hoş sohbet aileden kendi yaptıkları Defne Sabunu ve Yağını almayı unutmayın.

Dönüş yolunda "Dilerseniz Dilek Dileyebilirsiniz" :)


Arkeoloji (Mozaik) Müzesi
Tunus'taki Bardo Müzesi'nden sonra dünyanın en büyük ikinci Mozaik Müzesi.
1932 yılında kurulmasına karar verilmiş ve 1939 da inşaatı tamamlanmış.


Girer girmez önce Antakya Lahdi'ni görüyorsunuz. (Sarcophagus Of Antioche)
Arkeoloji literatüründe Sidemera tipi olarak adlandırılan bu lahit, bir bina inşaatı sırasında temel kazılırken çıkarılmış. M.S. 3. yüzyıldan kalan bu yekpare lahitten çıkan biri erkek, ikisi kadın iskeletlerinin Alpin ırkına ait olduğu tespit edilmiş.



Müzede tadilat vardı bazı bölümleri gezemedik.
Ayrıca konu ile ilgilenenlerin 20 TL. ödeyerek bir Müze Kartı edinmesini öneririm.
Bir yıl boyunca Türkiye'deki 300'ü aşkın müze ve ören yerine bedava girebilirsiniz.

Yenişehir Gölü
Hatay dan Reyhanlı yönünde Cilvegözü sınır kapısına yakın yeralan göl, yörenin en güzel piknik yerlerinden biridir.





Göl Gazinosu ve Dinlenme tesisinde Özberk ailesi Tuzda Tavuk denemiş ve harika bir sonuç almış.
Yiyeceğiniz zamanı iyi ayarlayın, zira 1.5 saate pişiyor.


Tuz Dağını kırma görevi ve şerefi size veriliyor ve sofraya Firik Pilavı ile birlikte geliyor.

Yemediyseniz mutlaka denemelisiniz, tuz dağının içinde kendi suyu ile pişmiş ve özleşmiş, kıtır kıtır derisi ile enfes bir lezzet.
Bu sofraya rakıyı da ilave edince göl manzarası ile beraber keyif doruklara ulaşıyor.

Tanımaktan mutluluk duyduğum Reyhanlı'lı dostlar ancak kahveye yetiştiler.
Burada kahvenin köpüksüz içildiğini öğrettiler bize ama ben Arap Çayı'nı tercih ettim.

Ağzınız biraz sulanacak ama çekim yaptığım bazı mezeleri de bu arada tanıtayım.


Zahter Salatası_____________ Biberli Ceviz Ezmesi


Acılı Ezme________________Patlıcan Yoğurtlama ile Ali Nazik _____________Tuzda Tavuk

Not: Şimdiye kadar yediklerim Künefe değilmiş, hergün yemekten kendimi alamadım.
(Üstüne dondurma asla, kaymak belki, ama yanında çok soğuk şekerli süt ile harika)

Adanada "BiciBici", burada "Haytalı" denen serinliği, Affan Kahvesinde mutlak deneyiniz.

O kadar çok yemek çeşidi varki hepsini burada anlatmak zor. Bunların çoğu evlerde yapılır ve ortalıkta bulamazsınız.
Aşağıdaki linklerden bilgi almanızı öneririm.
Hatay yemekleri ve mezelerinin çoğunu bir arada tadabileceğiniz, Sultan Sofrası na mutlaka gidiniz.
Hatay Mutfağını ve tariflerini teker teker inceleyebilirsiniz.
Yemek Tariflerinin bir çoğu da Antakya Turu sitesinde var.

Aklınızdaki tatil alternatiflerine Hatay'ı da ekleyin, bence bu kültür turu sizi de memnun edecektir.
Hiçbir yerde bu kadar farklı kültür ve yaşantıyı bir arada göremezsiniz.
Günümüzde içi boşaltılan Mozaik ve Diyalog kelimeleri burada değer kazanıyor.
Zaten bölgede yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö. 42000 yılına dek uzanan bir kültür zenginliği ortaya çıkarılmış.
Kimler gelmiş, kimler geçmiş, araştırdıkça şaşırıyorsunuz.

Şahane yöresel yemekleri, doğası, hele bu kültür mozaiği, sizi o kadar güzel sarmalayacak ki,
insan zenginliğimizin ve misafirperverliğimizin farkına varacak, tadını doya doya çıkaracaksınız.

Bekle beni Hatay, bir daha geleceğim !!!